Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle
Süleyman KARAKAŞ

Süleyman KARAKAŞ

karakassuleyman@gmail.com

20 Kasım 2009
font boyutu küçülsün büyüsün


Başka çıkar yol var mı?


Uzun bir aradan sonra yeniden merhaba;

Toplum olarak yine sancılı bir dönem yaşıyoruz;

Yıllardır kangren olmuş bir yara,

Haklı ve/ya haksız talepler,

Dökülen kanlar, çekilen acılar…

Şimdi yaralar sarılmaya çalışılıyor.

Toplumun farklı kesimlerini bir araya getirecek, nirengi noktası aranıyor.

Her kafadan farklı bir ses çıkıyor…

Bir taraf, ifrata uzanıp kendi ırkını ön plana çıkarırken; diğeri de ona tepki göstererek tefrite kaçıyor.

Belki bir kısım gençlerimiz kandırıldı…

Belki halktan bazıları da söylenenlere aldandı…

Fakat toz duman ortadan kalkınca, anlaşıldı ki bizi birbirimize kırdıranlar, her iki tarafı da yönlendiriyor ve birbirine düşman yapıyormuş.

Ne olacak şimdi?

Şimdi geriye çok önemli bir aşama kalıyor?

Bu halkın kalpleri, yeniden nasıl birbirine ısınacak?...

Öyle ya bir kere ırka dayalı bir fitne, bütün bedene yayıldı. Taraflar oluştu. Toplumu bir arada tutacağı düşünülen kavmiyet vurgusu, birleştirici olma vasfını kaybetti…

Şimdi yeni bir formüle ihtiyacımız var.

Kabaca 200 yıldır, uğruna harcamadığımız değer kalmayan, bir serap gibi peşi sıra koşup durduğumuz şu batılılaşma/modernleşme macerasından sonra, kendimize dönmenin zamanı çoktan geldi de geçiyor.

Demek ki dış uzantılı odaklar tarafından sürüklendiğimiz Avrupalılaşma serüveni, bizi öyle uzak diyarlara düşürdü ki dönüp şimdi kendimize bakıyoruz ama bu kez de kendimizi tanıyamıyoruz!

Bu çıkmazdan hangi açılımla çıkabileceğiz?

İşin siyasetle, hükumet/devletle yürütülecek tarafları bir yana, asıl mesele, farklı kesimlerin alacağı tavır ve kararlar ne olacak?

Burada; enine boyuna düşünmek, toplumumuzun tarihinden bu güne devam ede gelen sorunlarını irdelemek, alınması gereken dersleri çıkarmak gerekiyor.

Bugün durduğumuz yer, adeta bir dönüm noktası gibi geleceğin şekillenmesinde, belirleyici bir rol oynayacak. Bu yüzden, herkesin “eğri oturup doğru düşünmesi” zorunluluğu var.

Aynı kaderi paylaşan kavim ve toplulukların, yekdiğerine karşı alacağı yeni pozisyonların, önüne geçilemez hasarlara sebep olabileceğini hatırdan çıkarmamak gerekiyor.

Aynı şekilde, doğru yönde atılacak her adım, geleceğin toplumunu daha sağlıklı, daha komplekssiz, daha müreffeh yapacak. İnşaallah…

Bütün bunların dışında, bir gerçek var.

O da bu toplumu oluşturanların yüzde yüze yakınının Müslüman olduğu…

Galiba bu toplumun asıl mayasının İslam olduğu, çoğu defa göz ardı ediliyor.

Uzun bir zaman, her ne kadar dininden, kültüründen, örfünden uzaklaştırılmaya çalışıldıysa da çok şükür bunda başarılı olunamadı.

Ayakta kalan tek tutar tarafımız, dinimiz.

İslam’ın hayat veren prensiplerine sarılırsak, barış ve kardeşlik ortamını da garantilemiş oluruz.

Başka çıkar yol var mı?...

Sevgi ve selametle kalınız.








Bu yazı 557 defa okundu.




yorumlayorum ekle




Yorumlar (1)
  • mücahide / 12 Mayıs 2010 11:49

    ...

    elbettki başka çıkar yolumuz yok ...Fakat şöyle de bir durum var ki artık gençlik şuan ki taze nesil gerçklrdn o kadar uzakta ki sanmıyorum ırkçılık yahut bir başka dava peşine düşsünler çünkü öyle uyutulduk ki sanaldan reele,hayali de gerçeğe dökcek kadar halleri yok..Rabbim uyandırsın uykumuzdan..yürğinize emeğinize sağlık..







Anket

Sitemizin bir forumunun olmasına ne dersiniz?

  • Evet
  • Hayır



   [ sonuçlar için tıklayın ]

haberler