DKAB Öğretmenleri Ensar’da Buluştu.
Türkiye’nin birçok ilinden öğretmenlerin katıldığı beş günlük ‘İl Dışı Dkab Öğretmenleri Yaz Programı’ Ensar Vakfı genel merkezinin ev sahipliğinde İstanbul’da yapıldı. Ensar Vakfında buluşan öğretmenler buradan başakşehirde bulunan ensar kolejine geçtiler. Hulusi Yiğitin sunuculuğunu yaptığı ilk programa Kura’n-ı Kerim okunarak başlandı. Daha sonra ensar vakfı genel müdürü Hüseyin Kader vakfın eğitime yönelik faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Hüseyin Kader, Türkiye’nin her yerinden gelen öğretmenlere teşekkür ederek bu programlarla öğretmenler arasında yakınlaşmayı sağlamayı amaçladıklarını belirtti. 1979 yılında kurulan ensar vakfının Türkiye’nin değişmesinde rolü olan ve bütün insanları kucaklayan entelektüel bir hizmeti hedeflediklerini,öğretmenlerin iyi bir kişilik sahibi olmaları için çalıştıklarını ve guruplar üstü bir düşünceyle, özellikle değerler ve din eğitimi konusunda uzmanlaşmak istediklerini, farklı düşüncelere sahip olsalar dahi herkesten sadece hakikati düşünmelerini beklediklerini söyledi.
Daha sonra Erdem Çakı DEM değerler eğitim merkezinin ve DKAB Platformunun kuruluş amacını ve faaliyetlerini anlattı.
İkinci gün Münir Arıkan ‘Bilginin Bilge Elçisi Olmak’ konulu verdiği seminerde İslam dünyasının geri kalmasının nedeni olarak umutsuzluk ve yapılan bir işi kaliteli yapamama sorunu olduğunu söyleyerek uygarlığımızın yeniden inşaası için ciddi bir şeyler yapmak gerektiğini söyledi. ‘Bilgiyi bilgece kullanmak gerekir. Potansiyeli keşfetmek, sınıfa giren her öğretmenin bazen değil her zaman için bir müfettişle karşı karşıya kaldığını düşünerek hareket etmesi gerekir. Eğitimde önemli olan takdir etme görevimizi pek yapmıyoruz. Gönül öğretmeni olmak gerekir. En iyi Başarılı öğretmenlerin bu başarıyı nasıl elde ettiklerini merak etmeli gerekir. İki zıt kişilikle karşı karşıyayız. Şayet genlerimizde var olan güzellikleri keşfedersek yeni bir uygarlık kurabiliriz. Hayallerimizin arkasından koşmamız gerekir. Dikkatle bakıldığı zaman Kur’an-ı Kerimde insanı motive eden bir çok ayeti kerimeye rastlamak mümkündür. Bazıları çocuklarımıza zararlı şeyler satarken bizim ise onlara galip gelmek için daha güzel şeyler satmamız (anlatmamız,aktarmamız) gerekir. Görevimizi iyi yaparsak Allah önümüzü açıp başarımızı arttıracaktı. Çünkü Allah bizimle beraber olduğunu söylemektedir. Hayatı pas geçmeyiniz. Aksi halde geç kalırsınız. İnsanı gerçek anlamda sevdiğimiz an hayatı gerçek anlamda kavramış oluruz. Önyargılardan durmak gerekir. Öğretmenin sosyal bir kişilik sahibi olması gerekir. Bahanelerin arkasına saklanmayalım. Başarı yürekle kazanılır. Başarı için potansiyelimizi keşfetmemiz,hedefimizi belirlememiz,büyük düşünmek, anlayışlı empati yapmak, çok okumak, temiz olmak,birbirimizi sevmek ve işin en iyisi olun gibi ilkelere büyük önem vermemiz gerekir.’dedi.
Üçüncü gün Muhammet Yılmaz verdiği Etkili Öğretmenlik ve Öğrencilerle İletişim konulu seminerde ‘etkili bir öğretmenlik için öğrencinin dikkatini çeken başka şeyler olduğu için öğretmenin kendisini bilgi ve teknik açıdan da hızla yenilemesi ve öğrencilerin seviyesine uygun bir öğretmen olarak yetiştirmesi gerekir. Öğretmenlerin kendi aralarında tecrübe paylaşımında bulunmaları gerekir. Öğrenciyle kurduğumuz iyi bir iletişim beraberinde öğrencilerden de yeni şeyler öğrenmesini ve daha etkili olmamızı sağlar’ dedi.
Erdem Çakı’nın yönettiği Rehberlik, Sosyal, Kültürel ve Sanatsal Faaliyetlerin Paylaşımı konulu interaktif tartışmada öğretmenler kendi okullarında yaptıkları örnek çalışmaları paylaştılar.
Dkab Öğretmen Platformunu Kurucularından Gökhan Erenoğlu’nun yönettiği Materyal Örnekleri ve Materyal Değerlendirme İNTERAKTİF TARTIŞMAda programında ise öğrencileri ikna edecek şekilde Kur’andan ve sağlam bilgilere dayanacak şekilde açıklamalar yapılması gerektiği dile getirildi.
Öğretmenler Yerebatan Sarnıcı, Sultan Ahmet Camii, Panaroma İstanbul, Dolmabahçe Sarayı, Rumeli Hisarı, Yıldız Şale Sarayı Miniaturk, Pierloti, Ayasofya Ziyareti, Topkapı Sarayı, İslam Bilim Teknoloji Müzesi ,İstanbul Tasarım Merkezi gibi tarihi yerleri ziyaret ettiler.
Dördüncü gün DEM Genel Koordinatörü Mahmut Zengin ‘Eğitimde Yapılandırmacı Modele Göre Din Öğretiminin İmkanı’ konusunu ele aldı. Mahmut Zengin Yapılandırmacı Modelin Dini konularda fırsatları yanında bazı sorunlara da yol açacağını söyledi. İyi kötü gibi temel esaslarda yapılandırmacılığın olamayacağını belirtti.
Dördüncü gün akşam ise Ensar vakfı mütevelli heyeti başkanı Ahmet Şişman öğretmenlere hitap etti. Din öğretimi konusunda var olan boşlukları telafi etmek üzere çalıştıklarını ancak bazı insanların üzerine düşeni yapmadıklarını gördük. ‘Kişilik ve öz güven sahibi olanlar din eğitimi konusunda üzerine düşeni yaparken bazı insanlarımız ise üzerine düşeni yapmamakta. Sorunlarımızı birlikte çözme kültürümüz ve bilincimiz az, içten gelerek bir şeyler yapma özverisi yapılmamakta. Cemaatin hizmetinde değil İslam’ın hizmetinde olmaya çalışmak gerekir. Din hizmetlerine cemaatler üstü bakmak gerekir. Din hizmetlerinin okullarda ders saatlerinde pedagojik formasyonu olan adam olmalı. Biz din öğretiminin ücretsiz ve herkes için olmasını istiyoruz. Din öğretiminin isteğe ağlı olmasını istiyoruz.’dedi.
Beşinci gün Yard. Doç. Dr. Turgay GÜNDÜZ Öğretmenlerine Göre DKAB Dersleri konulu bir Seminer verdi. Aynı gün akşam Muhammet Yılmaz ‘Sınıf Yönetimi İle İlgili Problemler ve Çözüm Önerileri’ konulu bir sunum yaptı. Daha sonra bazı öğretmenler hazırladıkları kısa çalışmalarını sundular. Ben de ‘Farklı düşünmeyi düşünmek’ konulu bir sunum yaptım. Bu sunumda özetle şunları söyledim: ‘Pedagoglar insanların eğitimde çocuğun kendisini özgür ortamlarda daha rahat hissettiğini ve yeteneklerini geliştirdiğini söylerler. Farklı düşünmek ayrı düşünmek ayrı düşmek değildir. Farklı düşünmek ayrılığa düşmek değildir. Farklı düşünmek ilkesizlik, bozulma, yozlaşma, başı bozukluk,marjinallik veya kuralsızlık değildir. Ne yazık ki dindar kesim son zamanlarda daha önceki aşırı disiplinden sınırsız özgürlükçü bir noktaya doğru gitmekte. Bu ise bazı yozlaşmalara neden olmakta. Bireysel farklıkları dikkate almamız gerekir. Paydaşlarımızın olmasına çalışmalıyız. Farklı düşünmeyle birlikte birleştirici bir tavır sahibi olmayı da bilmek gerekir. Başkalarıyla birlikte yaşamayı bilmek,tahammül ve sabır sahibi olmayı bilmek, büyük düşünmeyi, kuşatıcı düşünmeyi bilmek,tartışma ve müzakere kültürünü bilmek gerekir. Düşüncede ergenlik dönemi olduğunu kabul etmemiz gerekir. Farklılığın farkına başkalarının yaşadıkları güzellikleri okumak, gezmek, görmek ve anlamakla varmak mümkündür. Genelde eğitimcinin özelde dkab öğretmenin öğrencinin soru sormayı teşvik etmesi gerekir ki ortaya zengin görüşler çıksın. Ölçülü olmak ve değişim adına ilkesiz olmamak şartıyla farklı düşünmeyi önermiyoruz. Çünkü ilkeler birlik ve bütünlük sağlar. Çoğulculuk tartışmalarını başkalarından değil kültürümüzde var olan tecrübeleri ortaya koyarak gündeme getirmeliyiz. Anlatmaya çalıştığımız şey bu yaklaşım doğrultusunda düşünen her öğretmenin bu çabası Türkiye’ye yön verecek gençlerin daha donanımlı,daha vakarlı, daha rahat, temsil gücü güçlü ve kendisinden emin, hoşgörülü bir insan tipi olacaklarını düşünüyoruz.’
Son gün ise düzenlenen Veda Gecesinde öğretmenler hem duygularını paylaştı hem de programın değerlendirmesini yaptılar.
Programda dikkat çeken bazı notlar:
Son yıllarda bir çok insan gurubunda yaşanan değişim ve dönüşümü Dkab öğretmenlerinde de görmek mümkün. Bunun en somut örneği kıyafetlerdeki renklilik ve davranışlardaki rahatlık olmalı. Genç öğretmenleri her sabah yeni bir kıyafetle görünce bu mesleğin de değişimden etkilendiğini fark ettik.
Gece geç saatlere kadar konuşan bazı öğretmenlerin sabaha namazını kaçırmasının yanında namaza erken gidip yardım ettiği manavın karpuz ikramından nasiplenenler de olmuş meğerse.
Bir öğretmen bu seminerler sayesinde dkab öğretmeni olmanın farkına vardığını söyledi.
İstanbul’a ilk kez gelen öğretmenlerin olması da üzücü bir gerçek olsa gerek.
Bazı öğretmenler servislerde çalınan Erzurum türkülerine eşlik ettiler. Bazen de koro halinde ilahi okudular.
Bir öğretmen bu seminerler vesilesiyle dkab öğretmeni olmanın ayrıcalığını ve mutluluğunu yaşadığını dile getirdi. Baş döndürücü 6 günlük yoğun bir programda bazı ilginçliklere de şahit olduk. Akşam namazı öncesinde ve sonrasında gerçekleşen interaktif tartışmalardan bazı arkadaşların kafaları karışmış olmalı ki gecenin son dakikalarında mescide indiklerini gördüğümüzde ise ‘hayrola’ dedim. ‘Hocam, Yatsı namazını kıldığımızı unutmuşuz’ demeleri gülüşmelere neden oldu.
Bazı öğretmenlerin öğretmen olan öğrencisi ile bir arda toplantıya katılmış olması ilginçti.
Bazı öğretmenler İmam hatip öğretmenleri ile dkab öğretmenleri arasında iletişim olmamasından yakındılar. Bir gurup öğretmen Taksimde camii yerine kiliseye girdiklerini son anda fark etmiş. Bazı öğretmenlerin de odalarını şaşırdıkları olmuş. Öğretmenler Veda gecesinde ekrana yansıtılan gösterilen fotoğrafla duygulandılar. Her öğretmen duygu ve düşüncesini aktardı.
Bir öğretmenin bu seminerler vesilesiyle dkab öğretmeni olmanın ayrıcalığını ve mutluluğunu yaşadığını dile getirmesi hizmet içi seminerlerin yapılmasının zaruri olduğunu ifade etse gerekir. Bazı öğretmenler valizlerini hazırlayanlara ‘nereye program uzatıldı’ espirisi yapsa da bir programın daha sonuna gelini.
Sonuç olarak şunu söylemek isteriz: asıl olana sadece bu tür programlara katılmak değildir. Dönünce kendi şehrindeki öğretmenlerle neler yapacaklarını, ensar ruhunu en uzaklara taşımak üzere konuşmaları çok daha önemli olmalı.
Bu arada öğretmenleri en hızlı ve en güvenilir şekilde taşımak için çaba gösteren beyefendi şoförlerin tavırlarını da takdirle anmak gerekir. Bazı arkadaşların davetimize icabet etmemelerinden dolayı Sezai Karakoç ziyaretinden de mahrum olduklarını belirtmiş olayım.
Bazı aksaklıklara rağmen programda emeği geçen ve öğretmenleri iyi bir morel ve hediyelerle aynı zamanda da büyük bir sorumlulukla ağırlayan Hüseyin Kader, Hulusi Yiğit,Erdem Çakı,Şeyma Torun,Şeyma Karasu,Kerem Erkoç, Ensar Başakşehir İlk Öğretim Müdürü Osman Bozali’ye teşekkür ederiz.
Notlar: Mahmut Balcı.Kilisli-Erzurum 89 Mezunu,Öğretmen (www.bireykitap.com)