Bu konuda Ahmet Tekin’in Kur`an Yolunda Kalem Oynatanlar adlı eserinde şu bilgiler bulunmaktadır:
“Bu meal-tefsir, merkezi Mekke`de olan Rabitatü`l-Alemi`l-İslam tarafından M.Esed`e yayınlanmak üzere sipariş ediliyor. İlk cildi Cenevre`de basılıyor. Rabıta, Nedvi`nin, sekreterinin ve merhum Hasanü`l-Benna`nın damadı Dr.Said Ramazan`ın da içinde bulunduğu sekiz kişilik bir heyeti bu kitabı inceleyip duyurmak ve Avrupa`da dağıtımını sağlamakla görevlendiriyor. Heyet, inceleme sonucu, bu kitabın yayılmaması, Müslümanlara dağıtılmaması sonucuna varıyor ve basılan 100 bin adet kitabı, hamur yapılmak üzere kağıt fabrikasına gönderiyorlar. Bunun için M. Esed`e ödenen paranın da geri istenmemesine karar veriyorlar. İslami bir kuruluş olan Rabıta`nın yayınlamaktan vazgeçtiği bu kitabı M.Esed Darü`l-Endülüs`te basma yoluna gidiyor. Bu hadisenin bütün safahatı ile birlikte görgü şahidi sayın Doç. Dr. Mustafa Bilge bu yazdıklarımızı te`yide her an hazırdır” (Kelam Yayınları, İst. 2006, s. 170)
“Hazret-i Adem`den bugüne kadar tek geçerli din İslam`dır. Atamız İbrahim aleyhisselam Yahudi ve Nasrani değildi, Müslümandı. Allah İslam`dan başka bir din kabul etmez, Allah katında hak ve geçerli din İslam`dır. İslam`ın dışında necat yoktur. Bütün peygamberlerin, Hz. İbrahim`in, Hz. Musa`nın, Hz. İsa`nın dini İslam`dır…” diyen Tekin, 335 sayfalık kitabında, bazı bozuk meal ve tefsirlerde geçen `Üç semavi din... Üç tevhid dini... Üç İbrahimi din...` gibi tabirlerin, İslam`a uygun olmadığını ifade ederken, milyonlarca Müslümanın yeni Kur`an tercüme, meal ve tefsirleri konusunda mutlaka uyarılması ve konuyu derinlemesine ele alan ve aydınlatan broşürler hazırlanması gereğini vurgulamaktadır.
Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, Esed`in tefsirli mealini okumuş ve konu hakkında ilmi bir rapor hazırlamıştır. Kitapta büyük yanlışlıklar olduğunu iddia etmektedir. Prof. Suat Yıldırım da Esed`in kitabını tenkit edenlerdendir.
İlavedir:
Tenkid, mütalaaya açılan her değerli eser için, onu okuyan ilim sahibleri omzuna yüklenmiş bir sorumluluktur. Bir eserin tenkid edilmesinden değil, külliyen kabûl edilmesinden çekinmeliyiz. Kusursuz tek eser, kainat eserinin Sahibine aittir.
Mutlak olarak kabul gören yorum, nassın yerini alır. Bu da nassın kayıtlara, şartlara bağlanması anlamına gelir. Tefsir tarihine baktığımızda en aykırı yorumların dahi kayda geçtiğini ve değerlendirilmeye alındığını görüyoruz. Bu günümüz ilmî anlayışı için çok uzak bir nokta ne yazık ki.
Dinler tarihi bir bakıma “anlam kaymaları”nı düzeltme gayretlerinden ibarettir. Anlam, her “asrın idrâki” için yeniden frekans ayarına ihtiyaç göstermiştir.
Esed’in, Kur'ana ait kavramların tarihî seyir içinde muhatabı olan Müslüman toplumların zihninde bir anlam kaymasına uğradığını tesbit etmiş olduğunu var sayabiliriz. Bunu aynı kavramlara yüklediği “geniş” açılımlara sebep olarak da görebiliriz.
Anlam, kelime ve bağlam ilişkisinden doğan bir karşılıktır. Terimin anlamının bağlama göre farklılaştığı misallerde Esed mealinde ciddi kaymalar ortaya çıkmıştır. Ehline malumdur ve ehli için problem de teşkil etmemektedir.
Başlıkta tercih ettiğimiz “caiz” kelimesi, icazet kökünden gelir. Sapı samandan, taşı pirinçten ayırabilen icazet sahiplerinin Esed mealini okuması ne derece zenginlikse, aykırılığa varan farklı yorumların cazibesine çabuk kapılabilen, hak-batıl / geçerli-geçersiz ayırımı yapamayan zihin seviyesi için o nisbette tehlikeli olabileceği mutlaka hesaba katılmalıdır.
Mealin, elimizdeki şekliyle çevirinin çevirisi olmaktan kaynaklanan anlam kaymalarının ise, semantik ve tefsir ilminden aynı derecede anlayan ehli tarafından yeniden ele alınması zaruretini kabul etmemiz insaf ve adelet gereğidir.
YAVUZ GENCER / WWW.HABERKÜLTÜR.NET